"Çocuğumla Oturup Da İzleyemiyorum"

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Kim evladı ile haber izleyebiliyor? Ben izleyemiyorum. Doğal ki haber verme özgürlüğü var. Bu haberlerin elbet verilmesi gerekiyor. Bunlar verilmeli ki kamu önlem alsın. Farkındalık oluşturulsun. Fakat o katliam görüntüleri ya da sertlik görüntüleri insanlarda daha çok travma oluşturuyor” dedi.

Adalet Bakanı’na kadına karşı şiddet, katliam haberlerinde bir baba, bir eş olarak neler hissettiğini sormuş oldum. Bu soruya verdiği yanıtla başlamış olalım:

‘ -Türkiye’de bu meseleler herkesi incitir, üzer. Her insanın paylaşmış olduğu duygular bizim de yaşadığımız duygular. Şundan dolayı Eskişehir’deki, Ordu’daki, Ankara’daki bir hadise sanki kendi kardeşiniz, kendi eşinize olmuş benzer biçimde hissediyorsunuz.

– Bu işi bir tek kamuya, bir bakanlığa, polise havale etmek de doğru değil. Problem hepimizin problemi. Siyasal bir mevzu da değil. Şiddetle mücadeleyi bu çerçevede yapmak lazım.

– Şimdi ‘Bir genelge yayımladık, sertlik bitecek’ demek doğru değil. Bunun uygulanması mühim. Devamlı bir savaşım gerektiriyor.

– Aslolan olan cinayet işlenmeden problemi çözmek. Mühim olan katliam ya da sertlik vakasının yaşanmaması. Bu hadiseler niçin yaşanıyor? Iyi mi önlenebilir? Bunların analizinin yapılması, bunlara çözüm bulunması gerekiyor.

– Bir vaka olunca bir ay konuşup unutmak da doğru değil.’

‘Genelleme Doğru Değil’

Adalet Bakanı’na yerleşik bir algıdan bahsettim. Erkek egemen kolluk ve adam egemen yargıda kadının çığlığının kimi zaman duyulmadığı iddialarını ya da sırf aile yapısı bozulmasın diye uzlaştırma yolunun seçilmesini hatırlattım. Adalet Bakanı genellemeye karşı. Sadece başat ve savcıların da her vakaya ayrı ayrı bakması icap ettiğini düşünüyor.

  • ‘Başat ve savcıların hakkaniyet merkezli bir halde her vakaya ayrı ayrı bakmasını isterim. Hâkimin de kızı var, eşi var.
  • Öteki taraftan, yüz binlerce olayın içinden bir tek bir meseleyi alıp genelleştirmeyi de doğru bulmuyorum. Bu mevzuda birçok sayıda dosyadan çekip birini genelleştirmek haksızlık olur.
  • Aile hâkimlerinin büyük çoğunluğu kadın.’

Yargıda Kadın-Erkek Dengesi

Adalet Bakanı ’Hâkimlerin büyük çoğunluğu kadın’ dedi. Sizlerle bakanlıktan öğrendiğimiz sayıları da paylaşayım:

  • 2002 senesinde erkek hâkim-savcı sayısı 7 bin 502.
  • 2019 senesinde erkek hâkim-savcı sayısı 13 bin 252.
  • 2002 senesinde kadın hâkim-savcı sayısı 1847.
  • 2019 senesinde kadın hâkim-savcı sayısı 7 bin 403.

17 yılda erkek hâkim-savcı sayısı yüzde 90 oranında artarken, kadınlarda artış yüzde 400 oranında. Sadece erkek hâkim-savcı sayısı hâlâ bayanların iki katı kadar. Sayılara ’Yetmez fakat evet’ diyorum. Kesinlikle kadın-erkek hâkim ve savcı sayısı eşitlenmeli.

‘Kim Evladı ile Haber İzleyebiliyor?’

Adalet Bakanı kadına yönelik şiddette mevzuya istatistik olarak yaklaşılmasına karşı. Bakan ’Bir katliam, tek bir olay olsa bile üstüne kafa yormak lazım’ dedi. Öteki taraftan değişen teknolojinin geliştiğini, MOBESE’lerle görüntülerin elde edilebildiğini, cep telefonları ile kişilerin adeta bir haber ajansı benzer biçimde çalıştıklarını söylemiş oldu. ’Teknolojik imkânlar, şiddete karşı farkındalık oluşması, kesinlikle yaptırım ve cezasının gerektiği fikri, devletin hassasiyetinin artması benzer biçimde gelişmelerle insanoğlu bu mevzuyu karakola taşımaya başladılar’ diyen Adalet Bakanı, bu tarz şeyleri pozitif adımlar olarak vasıflandırdı. Sadece medyada sertlik ve cinayetlerin veriliş biçimlerine ise eleştirileri oldu:

‘Kim evladı ile haber izleyebiliyor? Ben izleyemiyorum. Doğal ki haber verme özgürlüğü var. Bu haberlerin elbet verilmesi gerekiyor. Bunlar verilmeli ki kamu önlem alsın. Farkındalık oluşturulsun. Fakat o cinayet görüntüleri ya da sertlik görüntüleri insanlarda daha çok travma oluşturuyor. Bu mevzuda medya, sivil toplum örgütleri, kamu hep beraber ortak bir mücadele yürütmeliyiz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here